Türk kırtasiye sektörünün küresel pazardaki büyüme şifresi “markalaşma” ve “katma değer vizyonu”
Yerli üretim oranını yüzde 30 seviyelerinden yaklaşık yüzde 40’a çıkaran sektör; kalite, esneklik ve tasarım gücüyle hedef pazarlarda kalıcı olmayı amaçlıyor. Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) de uluslararası fuarlarda sektörün temsiliyetini artırırken UR-GE kapsamında ihtiyaç analizinden eğitim ve danışmanlığına, yurt dışı pazarlama faaliyetlerinden alım heyetleri ve B2B görüşmelere kadar sektöre önemli imkânlar yaratıyor.
Türk kırtasiye sektörü bugün hem üretim kabiliyeti ve ürün çeşitliliği hem de bulunduğu coğrafi konum itibarıyla uluslararası pazarlarda önemli bir potansiyele sahip. Dünya kırtasiye ve sarf malzemeleri pazarı 2025 yılı itibarıyla 150 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşırken rekabet de her geçen gün yükseliyor. Türkiye ise Avrupa ile Asya arasında güçlü bir üretim ve lojistik merkezi olmasının gücünü kullanarak özellikle Avrupa pazarı için sahip olduğu tedarik kabiliyetini avantaja çeviriyor. Orta Doğu, Körfez ülkeleri, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya’daki büyüme potansiyelini değerlendiren sektörün en güçlü hedefini ise ihracatı yalnızca miktar olarak artırmak değil; kendi markalarıyla daha fazla ülkede, daha yüksek katma değerle kalıcı hale getirmek oluşturuyor.
“Yerli üretimi artırmanın kalıcı yolu, üreticiyi dünya pazarı için üretir hale getirmekten geçiyor”
Kırtasiye çok geniş bir ürün grubunu kapsadığını belirten TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Tek bir yerlilik oranını bütün sektöre uygulamak çok doğru olmayabilir. Ancak genel tabloya baktığımızda yerli üretimin bugün yaklaşık yüzde 40 seviyelerinde olduğunu söyleyebiliriz. Geçmiş yıllardaki yüzde 30 seviyeleriyle karşılaştırdığımızda yerli üretimde olumlu bir gelişme olduğunu görsek de alınması gereken önemli bir mesafe daha var. Burada bizim üzerinde durduğumuz konu sadece ‘daha az ithalat’ değil. Türkiye’de rekabetçi, kaliteli ve sürdürülebilir bir üretim altyapısı oluşturmak gerekiyor. Çünkü bazı ürünlerde üretim yapabilirsiniz ancak ham maddede dışa bağımlıysanız gerçek anlamda yerlileşmeyi sağlayamazsınız. Bu nedenle nitelikli yerli üretimin teşvik edilmesi, üreticinin finansmana ve teknolojiye erişiminin kolaylaştırılması, Ar-Ge ve tasarım yatırımlarının desteklenmesi son derece önemli. Aynı zamanda üreticilerimizin iç pazarda güçlenirken ihracata açılmasını da desteklememiz gerekiyor. Yerli üretimi artırmanın kalıcı yolu, üreticiyi sadece Türkiye pazarı için değil dünya pazarı için üretir hale getirmekten geçiyor.” dedi.
“Türkiye kaliteli, güvenli, tasarımı güçlü ve markalı ürünleriyle tercih edilen bir ülke olmalı”
Geçmişte kırtasiyenin daha çok fiyat, ürün çeşidi ve dağıtım ağı üzerinden rekabet eden bir sektör olarak görüldüğüne dikkat çeken Keresteci, değişimin ne yönde gerçekleştiğini şu sözlerle aktardı: “Bugün tasarım, malzeme teknolojisi, ergonomi, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimi öne çıkıyor. Yeniden doldurulabilir ürünler, çevre dostu malzemeler, geri dönüştürülebilir ürünler, özgün tasarım ve premium segment ürünler dünya pazarında giderek daha fazla değer kazanıyor. Türk üreticilerinin de bu dönüşümü yakından takip ettiğini görüyoruz. Özellikle kalem, defter, kâğıt ürünleri, boya ve çeşitli okul ürünlerinde ciddi bir üretim tecrübemiz var. Ancak bizim hedefimiz adet olarak daha fazla ürün satmakla sınırlı değil, ürünün ihracat değerini yükseltmemiz gerekiyor. Bunun yolu da tasarım, Ar-Ge, inovasyon ve markalaşmadan geçiyor. Önümüzdeki yıllarda sektörün temel rekabet alanının burası olacağını düşünüyorum. Türkiye fiyatla rekabet eden bir üretim merkezi olmaktan ziyade; kaliteli, güvenli, tasarımı güçlü ve markalı ürünleriyle tercih edilen bir ülke olmalı.”
“Orta Doğu, Körfez ülkeleri, Afrika, Orta Asya ve Amerika pazarlarında daha güçlü olmak istiyoruz”
Türk kırtasiye sektörünün görünürlüğü adına TÜKİD’in hedeflediği çalışmalara değinen Keresteci, “Önümüzdeki beş yılda temel hedefimiz Türk kırtasiye sektörünü yalnızca güçlü bir iç pazara sahip sektör olarak değil, üretimi, markaları ve tasarım gücüyle uluslararası pazarda daha görünür bir sektör haline getirmek. Bunun için birkaç başlığa odaklanıyoruz. Birincisi ihracatçı firma sayımızı artırmak. Bugün çok kaliteli üretim yapan ancak ihracata henüz yeterince açılmamış firmalarımız var. Bu firmaları uluslararası pazarlara taşımamız gerekiyor. İkinci konu yeni pazarlar. Avrupa bizim için son derece önemli olmaya devam edecek ancak Orta Doğu, Körfez ülkeleri, Afrika, Orta Asya ve Amerika pazarlarında daha güçlü olmak istiyoruz. Bu kapsamda TÜKİD olarak uluslararası fuarlarda sektörümüzün temsilini artırıyoruz. Ticaret Bakanlığı’mızın destekleri ve ihracatçı birliklerimizle birlikte UR-GE çalışmalarına büyük önem veriyoruz. UR-GE kapsamında ihtiyaç analizinden eğitim ve danışmanlığa, yurt dışı pazarlama faaliyetlerinden alım heyetleri ve B2B görüşmelere kadar önemli imkânlar bulunuyor. İstanbul Kırtasiye Fuarı’mızı da bu vizyonun en önemli araçlarından biri olarak görüyoruz. 2026 yılında fuarımız 49 ülkeden ziyaretçiyi İstanbul’da ağırladı. Biz önümüzdeki yıllarda burayı yalnızca Türkiye’nin değil, yakın coğrafyanın en önemli ticaret buluşmalarından biri haline getirmek istiyoruz. Diğer taraftan yerli üretimi, Ar-Ge’yi, tasarımı ve markalaşmayı güçlendirmeliyiz. Çünkü ihracatta kalıcı büyüme yalnızca daha fazla ürün göndermekle gerçekleşmez. Daha yüksek katma değerli ürün satmak, kendi markanızla raflarda olmak ve o pazarda kalıcı hale gelmek gerekir.” ifadelerini kullandı.
-
10 tonu aşan uyuşturucu trafiği deşifre edildi! 60 şüpheliye operasyon
-
Bahçeli’den dikkat çeken mesajlar: Ne gerekiyorsa onu yaparız
-
Hazır Beton Endeksi geriledi… İnşaat sektöründe durgunluk sürüyor
-
Demiryoluyla tehlikeli madde taşıyanlara ağır ceza! Yaptırım 4,2 milyon TL’yi aştı
-
TOFAŞ BKT Eurocup’ta Buducnost Voli’yi konuk ediyor
-
Türk kırtasiye sektörünün küresel pazardaki büyüme şifresi “markalaşma” ve “katma değer vizyonu”
